YENİ Parti Adana Milletvekili, TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Adana’da arazi toplulaştırması nedeniyle mağdur edilen çiftçilerin yaşadığı sorunu Meclis gündemine taşıdı. Kamu eliyle yapılan arazi toplulaştırması sonucunda arazilerin ada, parsel ve pafta bilgilerinin değiştirildiğini anımsatan Barut, “Ancak bu değişiklikler, yıllardır üretim yapan ve DSİ’den usulüne uygun şekilde ruhsat almış çiftçilerimizin yeraltı suyu kuyularında ciddi bir bürokratik soruna dönüşmüştür. Devletin yaptığı toplulaştırmanın bedelini çiftçiye ödetmeyin” dedi.
“ÇİFTÇİNİN GÜNAHI YOK!”
TBMM Başkanlığı’na Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Barut, “Çiftçinin kendi iradesi dışında gerçekleştirilen arazi toplulaştırma sonucunda arazisinin kadastral bilgileri değişmiştir. Dolayısıyla arazide bulunan ruhsatlı su kuyusunun da pafta ve parsel bilgileri değişmiştir. Çiftçi, ruhsatını yeni kadastral bilgilere göre güncellemek veya devralmak istediğinde ise karşısına yeni bir engel çıkarılmaktadır. DSİ, yeni paftada yer alan malik veya mirasçıların yarısından bir fazlasının muvafakatini istediğini belirtilmektedir. Çiftçinin hiçbir dahli ve kusuru olmadığı halde, devletin gerçekleştirdiği arazi toplulaştırmasının sonucunda neden çiftçiye yeniden muvafakat toplama yükü getiriliyor? Böyle bir durumda üretici ne yapacak?” diye konuştu.
“ÇÖZÜM İSTİYORUZ”
“Çiftçi tarlasını mı sulayacak yoksa bürokrasiyle mi uğraşacak?” diye soran Barut, çözüm talebini yineleyerek şunları kaydetti:
“Çiftçinin elinde daha önce DSİ tarafından verilmiş yasal bir kuyu ruhsatı bulunmaktadır. Çiftçi bu ruhsatı kendi isteğiyle değiştirmemiştir. Arazi toplulaştırmasını çiftçi yapmamıştır. Ada, parsel ve pafta değişikliğini çiftçi gerçekleştirmemiştir. Buna rağmen toplulaştırmanın ortaya çıkardığı kadastral değişiklik nedeniyle bütün yük yine çiftçinin omuzlarına bırakılmaktadır. Devlet kendi yaptığı işlemin sonucunda ortaya çıkan sistemsel sorunu çözmek yerine çözümün yükünü çiftçinin sırtına yükleyemez! Bakanlığa ve DSİ'ye başvuran çiftçilerimize ise sorunun sistemsel olduğu, çözüm için çalışmaların sürdüğü ifade edilmektedir. Sorunun sistemsel olması çiftçinin mağduriyetini ortadan kaldırmıyor. Çiftçinin tarlasının sulama zamanı geldiğinde sistem beklemiyor. Ürün beklemiyor. Hava şartları beklemiyor. Üretim sezonu beklemiyor. Mazot, gübre, tohum ve ilaç maliyetleri zaten çiftçinin belini bükmüşken bir de ruhsat işlemleri nedeniyle üretimin önüne bürokratik engeller konulması kabul edilemez. Bakanlığa ve DSİ'ye açıkça çağrıda bulunuyorum, Çiftçinin önüne bürokratik duvar örmeyin! Daha önce DSİ tarafından ruhsatlandırılmış kuyuların, arazi toplulaştırması nedeniyle değişen ada, parsel ve pafta bilgileriyle eşleştirilmesi kurumların görevidir. Devletin bir kurumu araziyi toplulaştırırken diğer kurumu bu değişikliği kendi sistemine işleyemiyorsa, bunun çözümünü vatandaşın üzerine bırakmak doğru değildir. Kurumlar arasındaki sistem sorununu çiftçi çözmek zorunda değildir!”



























Yorum Yazın