‘’Cüretkar’’ başlığını kullandım çünkü, her ne yaşta ve kimlikte olursak olalım, yaşama şeklimizden ekonomiye, ahlak değerlerinden kültürel yapımıza, nereden ve nasıl olduğunu çoğu zaman kendimizin dahi anlayamadığı, cüretkar saldırılarla karşı karşıyayız.
Uzun uzadıya izaha gerek yok; Televizyon karşısında geçirdiğimiz süreleri ve o sihirli ekrana kilitlenip kalırken, aman dizileri kaçırmayayım, haberlere bakayım ne olmuş ne bitmiş derken bile oturduğunuz yerde, cüret sınırlarını çoktan aşmış bir ordu beyninizi işgal etmiştir veya etmeye çalışıyordur. Şu ünlü dizilerimiz, amansız cüretkarlıklar üretirken, medya bülbülleri her konuda uzman kesilip sizi çoktan kıvamınıza getirmiş ve cüretkarlıklarının parçası yapmışlardır. Gündüz kuşağı, yemek, temizlik programlarında bile görürsünüz cüretkarlığı…
Okullara yapılan saldırılar, kadın cinayetleri, iş cinayetleri, trafikte her türlü caydırıcı cezaya rağmen durmak bilmeyen şiddet ve elbette üretim tüketim zincirinde gıdadan enerjiye kadar çivisi çıkmış enflasyonla yaşıyoruz. Seçilmişlerin parti değiştirmeleri, siyasetin iç yüzü hep cüret edenlerle cüret edilenler arasında bitmeyen kavga. Yüzlerce, binlerce örnek verilecek konu var, biz kısaltalım meseleyi.
Soru basit ve kapsayıcı: Cüretkarlık, dayanağını nereden ve nasıl alıyor ve kendini meşrulaştırabiliyor?
Sınırsız bir güç peşinde koşuyoruz. Gücünde, iktidarını elde edecek kadar işbirliğinden çekinmiyoruz. Bulaşıcı bir hastalık gibi toplumun her kesimine yayılıyor güçlüden yana olma ve güç edinme fikri. Çeteler, organize suç örgütleri, benzerleri topyekun bir cüretkarlık gösterisindeler. Cüretkarlar, kazandığında yasal alanda suç işlenmiş dahi olsa malesef toplumda o bulaşıcı hastalık nüksediyor. Biz bunların hepsine, Kültürel ve ekonomik yozlaşma diyoruz.
Niccolo Machiavelli’nin ‘’Prens’’ eserinde vurguladığı ‘’Amaç araçları meşrulaştırır ‘’ fikrinin zamanla hangi meşruluk olduğu sorgulanmalıdır, biraz açalım bu fikri: Amaç zengin olmaksa bu paranın nasıl kazanıldığının, ne yolla geldiğinin önemi yoktur. Hırsızlık, kadim insan kültüründe kötü iken zengin olma adına kendiliğinden meşrulaştırılır. İşte cüretkarlığın tabanını oluşturan fikir’’ "Amacımı gerçekleştirmek için her yolu denerim. Bu yolların toplumun çoğunu ilgilendiren başta ahlak ve sosyoekonomik, kültürel zeminden geçse dahi asıl olan amacımdır. Cüret etmem yeterlidir, zaten benim gibi o kadar çok insan varki…’’
Sahte gıda satanından tutunda borsada manipülatif faaliyetlerde bulunanına, yardım derneği diye ortaya çıkıp da yardım paralarını iç edenine kadar, bu eylemlerin altında hep bir cüretkarlık saklıdır.
Ve üzülerek söylemeliyiz ki; durdurulamıyorlar.
Cüretkarlığı şu ana kadar hep topluma zarar veren, onun kimyasını bozan anlamında kullandım.
Sizce kullandığım anlamın dışında bir cüretkarlık türü ya da anlamı var mıdır? O halde, insanlık adına, onurumuz adına, toplumsal barış ve uyumumuz adına, bizim de cüretimiz olsun. Unutulmamalı her cüret izlediği yol ve sonuç olarak olumsuz değildir.
Yaşanılabilir adil ve barış içinde bir dünya ve doğa adına cüretkar olanlara da selam olsun…





















Yorum Yazın