“Huylu huyundan vazgeçmez!” veya “Yedisinde neyse, yetmişinde de odur!” gibi deyim ve atasözleri, tecrübe sonucu ortaya çıkan gerçeklerdir. Çünkü burada işin içine fıtrat ve aynı zamanda yaratılış girmektedir. Yüce Allah insanı o şekilde yaratmıştır. Peki, o zaman bu durumu olduğu gibi kabul edip hiçbir şey yapmayacak mıyız?
Tabii ki huyumuzu tamamen değiştiremesek bile onu güzelleştirebilir veya hayra tebdil edebiliriz. Bunu yaparken de öncelikle mevcut durumu kabullenip ona göre aksiyon almamız elzemdir. Burada tespit çok önemli ve değerlidir. Huyumuzda beğenmediğimiz veya başkalarının eleştirdiği yönler varsa, bunu kabul etmekle işe başlamak; gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemek adına son derece önemlidir. Bundan sonrası ise en azından bir yol haritanız olacağı için daha kolaydır. Özeleştiri ve nefis terbiyesiyle, bütün enaniyeti bir kenara bırakarak bir iç yolculuğa çıkmak isabetli olacaktır.
İrade, akıl, izan ve feraseti elden bırakmadan, kendimize dışarıdan bakarak beğenmediğimiz yönlerimizi tek tek ele almak ve bunları küçükten büyüğe doğru bir sıralamayla elimine etmek akılcı bir yol olacaktır. Sabır ve inatla, ilmek ilmek bu süreci yönetmek bizi başarıya taşıyacaktır. Samimi bir dua, içten bir nedamet, sarsılmaz bir iman, istikamet ve başaracağınıza olan güvenle bunun üstesinden gelmek mümkün olacaktır.
Evli çiftlerin birbirlerini iyi tanımaları ve birbirlerinin eksikliklerini bilmeleri dolayısıyla huylarını iyiye ve güzele çevirmeleri daha kolay olacaktır. Bir elmanın iki yarısı olan eşler, her konuda olduğu gibi birbirlerini tamamlamaları hususunda da sünnete uygun hareket etmek zorundadırlar. Bekâr insan, bu yüzden yarım insan olarak kabul edilmiş; evlilik sırf bu yüzden bile teşvik edilmiştir.
Sonuç olarak, “Can çıkmadan, huy çıkmaz!” atasözü boşuna söylenmiş değildir. Yüzyıllara dayanan bir tecrübenin ve altyapının ürünü olan bu söz, önemli bir tespittir. Bu yüzden huyumuzu değiştirmek için boşa kürek çekmektense onu güzelleştirmek için çaba göstermek daha rasyonel olacaktır. Huyumuzu iyiye, doğruya ve hayra tebdil ettiğimiz gün, iki cihanda da inşallah kurtuluşa ermiş olacağız. Tabii, önce istemek gerekiyor!





















Yorum Yazın