Başlıktaki tespit ve görüş, bizzat yurt dışında yaşayan, hatta Türk bile olmayan topluluklar tarafından dile getirilen bir düşüncedir. Bunun altında yatan sosyolojik ve psikolojik etkiler göz önüne alındığında, bu düşüncenin gerçekliği daha iyi anlaşılacaktır.
İslam Arap Yarımadası’nda ortaya çıkmış olsa da Türkler Müslümanlığı sonradan kabul etmiş olsalar da bu dine yaptıkları katkı ve hizmet herkesin takdirini kazanmıştır. En azından bir imparatorluk olan Osmanlı, gittiği yerleri işgal değil, fethetmiştir. Bu ikisinin arasında çok büyük fark vardır. İşgalde zor, zorlama, baskı, asimilasyon ve cebir varken fetihte bunlar yoktur. Fetihte inşa, imar, serbestlik, şefkat ve merhamet vardır.
Bizim medeniyetimizde cami, hem hayatın hem de o beldenin merkezinde yer almaktadır. Çarşı, pazar, yerleşim, okul, medrese, kütüphane ve vakıflar hep caminin etrafında kümelenmişlerdir. Cami aynı zamanda kavuşma ve buluşma noktasıdır. İbadetin çok ötesinde; sığınma, barınma, beslenme, cenaze, nikâh, düğün ve sosyalleşmenin kalbi hüviyetindedir. Çevresinde kurulan vakıf medeniyetiyle de kimsesizlerin kimsesi, ihtiyaç sahiplerinin sığındığı çatı olmuştur.
Günümüzde camiler sadece namaz kılınan yerler olarak işlev görse de birlik ve beraberlik zamanlarında tarihî misyonları öne çıkmaktadır. Dünyevileşme, seküler yaşam tarzı, bencillik, bireyleşme ve özgürlük kavramı adı altında maneviyatımız sarsılsa da özümüzün sağlam olması sayesinde inşallah bu durumdan da çıkacağız.
Türkiye’nin etki alanını ve gücünü dışarıya çıktığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Bugün Balkanlar, Türkistan ve Afrika başta olmak üzere Türklerin bu dine yapmış oldukları hizmet büyük takdirle karşılanmaktadır. Devlet aklının ve mevcut hükümetin yapmış olduğu, geleceği kurtarmaya yönelik yatırımlar meyvesini vermeye başlamıştır. Ecdadımız ve günümüzde onun devamı olan nesiller, insana ve dine olan yatırımlarıyla Türkiye’yi bölgenin stratejik lider ülkesi yapmışlardır. İçeride bunu görmek istemeyen veya görmeyenler yapılanları yok saysa da dışarıda köklü bir medeniyet inşa edilmektedir. Bu yapılanlar ise dışarıda gerekli karşılığını bulmaktadır.
Sonuç olarak, dışarıda, özellikle bulundukları ülkelerde azınlık olarak yaşayan Müslümanların gözü kulağı Türkiye’nin üzerindedir. Yapılan her türlü ilerleme ve başarı takdirle takip edilmekte, ülkemizin hamiliği bir güvence olarak telakki edilmektedir. “Türkiye İslam’ın minaresidir!” sözü sadece bir slogan değil, çok sade bir şekilde ülkemizin dışarıdaki imajını yansıtmaktadır. İçeride siyasi rant ve koltuk peşinde koşanların bu vizyonu anlamaları söz konusu olmadığı için onları kendi sığ dünyalarında baş başa bırakmak isabet olacaktır.





















Yorum Yazın