Yeni başlangıçlar her zaman heyecan uyandırır. Fakat altını doldurup destekleyerek beslemezseniz o coşkunun sönümlenmesi çok çabuk olacaktır. Bu husus her durumda geçerli olduğu gibi siyasette de aynı etkiyi göstermektedir.
Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurması ilk zamanlarda büyük heyecan ve coşku yaratmış olsa da son yapılan anketlerde 11 puanlık düşüş sürpriz değildir. Muhalif kesim ve taraftarları anketler lehlerine iken her şeyi kabul ederken rüzgarın tersine dönmesi ile aynı anket şirketlerini manipülasyon yapmakla suçlamaları yine alışageldiğimiz bir durumdur.
İsminin dışında hiçbir şeyi yeni olmayan bir partinin gerçeklerle yüzleşmesi de acı olmuştur. Bir kere İmamoğlu gibi bir kamburu sırtında taşıyor olması en büyük ayak bağı olmaktadır. İBB davasına her ne kadar siyasi deseler de geçen süre zarfında ortaya çıkan belge ve bilgilerin üstünü örtmek mümkün değildir. İmamoğlu içerde olsa da parti üzerinde mutlak bir egemenliği söz konusudur. Kendisi yolsuzluk ve usulsüzlükle yargılanırken kendi kitlesi dışındakileri ikna etmesi söz konusu değildir. Her partide olduğu gibi Yeni Parti’nin de kemik ve çekirdek bir kitlesinin olması doğaldır. Bu kitlenin tek motivasyon kaynağı ise Erdoğan düşmanlığı üzerine kurulmuştur. İktidara aday bir muhalefet partisinin Türkiye’yi yönetmeye yönelik bir projesini bilen, duyan ve anlayan var mı?
Koydukları isim bile mahkemelik olan bir partinin ülkeyi yönetmesini düşünmek çok komik olmaktadır. Kararsız olarak kenardan siyaseti izleyen sağduyu sahibi vatandaşın kafası oldukça karışıktır. Partiye isim koymayı bile beceremeyen bir partinin iktidar hedefi ham hayalden öteye geçmemektedir. Mevcut iktidarın eksik ve kusurları olsa da yine işi Erdoğan’ın düzelteceğine olan inanç üst düzeydedir.
Özel, büyük bir aşk ve şevkle ülkeyi dolaşırken ortaya koyduğu performans emanetçi olması dolayısıyla heba olmaktadır. Gördüğü ilgi ve teveccühün kendisine oy olarak yansıyacağını düşünüyorsa yanılıyor. Çünkü Anadolu irfanı gereği misafire karşı hürmet ve saygı sadece gelenekseldir. Bu durum o kişinin onaylandığı anlamına gelmez. Ayrıca bu ülkenin yaklaşık üçte biri muhalif olduğuna göre ortaya çıkan manzarayı iyi tahlil etmek gerekir. En büyük anket seçim olduğuna göre sandıktan çıkan netice yine hüsran olacaktır.
Sonuç olarak; sloganik ifade olarak yeni, yeniden ve yenilikçilik kulağa hoş gelse de bu durum siyasette her zaman artı puan getirmez. Geleceğe dönük; somut, elle tutulur, gerçekçi, akılcı, planlı ve stratejik bir tutum ortaya koyamazsanız başarılı olma şansınız olmayacaktır. Muhalif toplumun bir kesimi mecburen alternatif gördüğü Yeni Parti’ye oy verse de karşı mahaleden geçiş olmadığı sürece bu onu iktidar yapmaya yetmez.





















Yorum Yazın