Soyun devamı, kapının kapanmaması, ocağın tütmeye devam etmesi ve geçmişten gelen bağların geleceğe aktarılması açısından “baba ocağı”, özellikle Türk-İslam kültüründe çok özel bir yere sahiptir. Herkes bilir ki o kapı kapandığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü baba ocağı yalnızca bir ev değil; hatıraların, aidiyetin ve köklerin temsilidir.
Ancak günümüzde bazı kavramların gerçek anlamlarından uzaklaştırılarak farklı alanlara taşındığını görüyoruz. Bunlardan biri de “baba ocağı” ifadesidir. Özellikle bazı siyasi çevrelerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin “baba ocağı” olarak tanımlanması dikkat çekmektedir. Oysa bir siyasi partinin baba ocağı olarak görülmesi mümkün değildir. Böyle bir yaklaşım, hem kavramın tarihî ve kültürel anlamına hem de siyasetin doğasına aykırıdır.
Siyasi partiler fikir üretmek, hizmet etmek ve toplumun ihtiyaçlarına çözüm sunmak için vardır. Dolayısıyla bir partiye aile bağıyla bağlıymış gibi yaklaşmak, zamanla eleştirel düşüncenin ortadan kalkmasına neden olur. Nitekim fanatizmin ortaya çıktığı noktada yapılan yanlışlar görülmez, eksikler konuşulmaz ve her türlü hata çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılır.
Bugün bazı seçmen gruplarının partilerini adeta bir futbol takımı tutar gibi sahiplenmeleri, siyasetin sağlıklı işlemesini zorlaştırmaktadır. Çünkü demokrasi, sorgulayan ve gerektiğinde eleştiren vatandaşlarla güçlenir. Körü körüne bağlılık ise hem seçmene hem de desteklenen kuruma zarar verir.
Bu durumun en çok tartışıldığı yerlerden biri de İzmir’dir. Yaklaşık çeyrek asırdır aynı siyasi anlayış tarafından yönetilen şehirde yaşanan sorunlara rağmen önemli bir seçmen kitlesinin tercihlerini değiştirmemesi dikkat çekmektedir. Ulaşım, altyapı, trafik ve şehirleşme gibi alanlarda yaşanan sıkıntılar sık sık gündeme gelmesine rağmen siyasi sadakat çoğu zaman hizmet değerlendirmesinin önüne geçmektedir.
Bir kesim için deniz, yaşam tarzı ve özgürlük söylemi yeterli görülürken; şehrin geleceği, ekonomik dönüşümü ve küresel rekabet gücü ikinci planda kalabilmektedir. Oysa dünya hızla değişirken şehirlerin de bu değişime ayak uydurması gerekmektedir. Geçmişe duyulan bağlılık, geleceğe yönelik beklentilerin önüne geçmemelidir.
Sonuç olarak baba ocağı, tarihimizde ve kültürümüzde kutsal bir anlam taşımaktadır. Bu kavramın siyasi partiler için kullanılması, onun gerçek değerini zayıflatmaktadır. Siyasi partiler eleştirilebilir, değişebilir ve hatta gerektiğinde terk edilebilir yapılardır. Baba ocağı ise bundan çok daha derin ve kalıcı bir anlam taşır. Bu nedenle ikisini birbirine karıştırmak, hem kavrama hem de siyasete haksızlık olacaktır.





















Yorum Yazın