Köşe taşı, bir duvar veya yapıda sağlamlık ve dayanıklılık için çok mühimdir. Binayı ayakta tutan ve onu taşıyan unsurların başında gelmektedir. Mecazi olarak ise bir fikrin, bir düşüncenin ve de bir idealin savunucusu olma durumunu ifade etmektedir.
İşte bu istikrar ve istikamet üzere Kastamonu gibi bir taşrada çıkan edebiyat dergisi ismini “Köşe Taşı” olarak taçlandırmak suretiyle yayın hayatına adım atmıştır. Mevsimlik olarak arzı endam eden dergi an itibariyle beşinci sayısına ulaşmış bulunmaktadır.
Taşra ve taşra dergiciliği çoğu zaman aşağılama amacıyla küçük görme aracı olarak kullanılsa da taşranın merkeze meydan okuması olarak da bakış açısına bağlı olarak farklı yorumlanabilir. Köşe Taşı her ne kadar taşralı olsa da yerelin ötesinde vizyonu ile ulusal yayın yapan bir süreli yayın konumundadır.
Kapağı, kuşe kağıt baskısı, ergonomik boyutları, sayfa düzeni ve mizanpajı ile teknik olarak mükemmele ulaşma yolunda her sayısında kendini sürekli geliştirmektedir.
Bunun dışında entelektüel ve geniş kadrosu ile edebiyatın ötesinde bir düşünce, fikir ve kültür dergisidir. Şiirden, denemeye, öyküden, hikâyeye, anıdan, hatıraya, incelemeden, araştırmaya, biyografiden, kitap tanıtımına kadar dopdolu bir mecrada sizi bekliyor olacaktır. Yani ez cümle tercih ve frekansınız ne olursa olsun mutlaka size hitap eden ve sizi sarıp sarmalayacak bir yazımla karşılaşmanız mümkündür. Lebalep ve 72 sayfalık bir macera sizi sizden alıp farklı zaman ve mekânlara sürükleyecektir.
Bugüne kadar çıkmış olan dört sayısını da eleştirel olarak okudum, inceledim ve de irdeledim. Bana bu imkânı sağlayan ve Köşe Taşı ile tanışmama vesile olan aynı zamanda derginin yazarlarından Sayın İsmail Karabıyıkoğlu abime huzurlarınızda teşekkürü borç bilirim. Bunun dışında bütün romanlarını büyük bir coşkuyla okuduğum Sayın Ali Emre Bey’in yayın danışmanı olması dergi için en büyük artı değer olduğu yine inkar edilemez. Derginin sahibi, genel yayın yönetmeni ve de editörü de kendilerini şimdilik tanımasam da ellerini taşın altına koyan bir avuç idealist şahsiyetler olduğu da su götürmez gerçekler olarak karşımıza durmaktadır.
Sonuç olarak; yaşadığım İzmir’de bile bu kalibrede sadece tek bir derginin mevcut olması bile mukayese açısından çok şey ifade etmektedir. Bu karşılaştırma bile Köşe Taşı’nın nasıl bir köşe olduğunu okuyucuların takdirine bırakıyorum. Her bir yazar ve yazı için görüş ve takdirlerim olsa da bütün bunları toplamak bir kitap hacminde olacağı için rasyonel olmayacaktır. Fakat kısaca sıradan insanlara ait sıradan; hikâye, öykü, hatıra, anı, menkıbe ve yerele ait kültür değerleri zevkle ve keyif alarak okuduğum yazılar olmuştur.
Köşe Taşı, edebiyat dünyasında önemli bir köşeyi tutmuş olmanın bahtiyarlığını ne kadar yaşasa azdır. Bir çocuk şarkısı, “Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın!” diye başlıyordu, “Köşe Taşı” da yine edebiyat dünyasının yüce bir dergisi olarak Kastamonu’dan tüm Türkiye selam çakmaktadır. Bütün mesele bir Köşe Taşı olabilmekse şimdilik bunu başarmış gözüküyor, gerisi Allah kerim.





















Yorum Yazın