Günlük hayatta sıkça kullandığımız bazı ifadeler, zamanla sorgulanmadan kabul edilen kalıplara dönüşmektedir. "İnsanın doğa ile mücadelesi" sözü de bunlardan biridir. İlk bakışta doğru gibi görünse de, üzerinde biraz düşünüldüğünde bu ifadenin aslında insanın doğayla kurduğu ilişkiyi yanlış tanımladığı anlaşılmaktadır.
İnsan, doğanın dışında yaşayan bir varlık değildir; onun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle doğayla mücadele etmekten değil, onunla uyum içinde yaşamaktan söz etmek daha doğru olacaktır. Tarih boyunca insanoğlu tabiatın zorluklarına karşı aklını, bilgisini ve emeğini kullanarak hayatını kolaylaştırmıştır. Ancak bu çaba, doğayı yok etmek ya da ona savaş açmak anlamına gelmez. Asıl amaç, doğanın kurallarını anlayarak onunla birlikte yaşayabilmektir.
Ne yazık ki modern dünyanın getirdiği sınırsız tüketim anlayışı, insanı doğanın sahibi olduğu yanılgısına sürüklemiştir. Ormanların hoyratça yok edilmesi, akarsuların kirletilmesi, toprağın bilinçsizce kullanılması ve havanın kirletilmesi bunun en açık örnekleridir. Bugün yaşanan kuraklıklar, seller, orman yangınları ve iklim dengesindeki bozulmalar, doğanın insana karşı bir öfkesi değil; insanın kendi yanlışlarının kaçınılmaz sonuçlarıdır.
Doğa intikam alan bir güç değildir. Ancak onun kendine özgü işleyişini bozduğumuzda ortaya çıkan sonuçlar, en çok yine insanı etkiler. Kirlettiğimiz suyu biz içer, zehirlediğimiz toprağın ürününü biz tüketir, kirlettiğimiz havayı yine biz soluruz. Dolayısıyla doğaya verilen her zarar, aslında insanın kendisine verdiği zarardır.
Bu nedenle doğayı mücadele edilecek bir rakip olarak görmek yerine, korunması gereken en büyük emanet olarak değerlendirmeliyiz. Çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras; temiz bir çevre, sağlıklı bir ekosistem ve yaşanabilir bir dünyadır. Bunun yolu ise doğaya hükmetmeye çalışmaktan değil, onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmekten geçmektedir.
Unutulmamalıdır ki insan doğayı koruduğu ölçüde kendi geleceğini de korur. Doğayla dost olan toplumlar geleceğe güvenle bakarken, onu tüketenler ise kendi yaşam kaynaklarını tüketmiş olurlar.





















Yorum Yazın