İnsan, ne iş yaparsa yapsın, gönülden yaptığında daha etkili ve daha faydalı olacaktır. Gönülsüz yapılan işten ne hayır beklenir ne de kimseye yarar sağlanır.
Başlıktaki ifade aslında bir kitap adına ait olup halk ozanı Erol Akar’ın ikinci kitabıdır. Mimas Yayınları’ndan çıkan 175 sayfalık eser, şiir ve edebiyatın az kullanılan türlerinden biri olan denemelerden oluşmaktadır.
Yazarın herhangi bir konuda özet olarak kaleme aldığı denemelerin ardından, aynı konuyla ilgili şiirler devam eden sayfalarda yer almaktadır. Nadir de olsa daha önce denenmiş bu tarzıyla farklı bir farkındalık ortaya koymuştur.
Konu olarak insanı merkeze almakla birlikte; vatan, bayrak, ordu, asker, emekçi, işçi, köylü ve özellikle toplumun en alt kesiminde ezilen insanların sesi olmuştur.
Zaman zaman sistem eleştirisiyle siyasete de değinse de daha mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmak adına yapıcı eleştirilerini esirgememiştir.
Şiirlerini sade bir dille, herkesin anlayabileceği bir üslupla ve daha çok öğüt verici bir anlayışla dile getirmiştir. Ölçülü, kafiyeli ve redifli yapısıyla belli bir kalite ve standardın üzerinde eserler ortaya koymuştur.
Sözlü edebiyatımızın son temsilcilerinden biri olan âşıklık geleneğini ozan kimliğiyle sürdürmesi de her türlü övgüyü hak etmektedir. Bilindiği üzere, manevi âlemde bade içerek ustasından el alanlara “Halk Aşığı”, bir ustanın yanında çıraklık ederek alaylı biçimde yetişenlere ise “Halk Ozanı” denilmektedir. Erol Akar ise bu ikinci yolu takip ederek kendi azmi, gayreti, çabası ve iradesiyle bugünlere gelmiştir. Üstlendiği misyon, yok olmaya yüz tutmuş geleneksel ozanlık geleneğini ve değerini yaşatması açısından son derece önemlidir.
Kendisi aynı zamanda Manisa’da mahalle muhtarlığını da başarıyla sürdürmektedir. Sosyal yönünün kuvvetli olması ve ikili ilişkilerdeki başarısı, ozanlığın verdiği irticalen söyleme yeteneğiyle birleşince birçok kapının açılmasını sağlamaktadır. Bu sayede geçmişte köy olan mahallesinin gelişimine önemli katkılar sunarak halka hizmet yolunda büyük bir ivme yakalamıştır.
Sonuç olarak; adaşım, köylüm ve çocukluk arkadaşım olan bu değerli insanın imza gününde yanında bulunmaktan gurur duydum. Gönlünden geçenleri, hak ve hakikati eğip bükmeden dile getiren; “Bu ülke için ne yapabilirim?” sorusunu kendisine dert edinmiş bu güzel insanı takdir etmek ve tanıtmak da bizim görevimizdir diye düşünüyorum. Yolu da bahtı da açık olsun.





















Yorum Yazın