Tarih boyunca insanoğlu hep ölümsüzlüğün peşinde olmuştur. Dünyaya kazık çakmak en büyük hedef olarak hep gündeminde ilk sırayı almıştır. Materyalist bakış açısı için diğer taraf diye bir şey olmadığı için bunu bir nebze anlamak mümkün iken, bunun Müslümanlar için de geçerli olması hicran yarasıdır.
Yaş günleri geleneksel olarak kutlansa da belli bir yaşın üstünde iseniz içinizde kekremsi bir burukluk söz konusudur. Çünkü kalan ömrünüz geçen ömrünüzden daha kısalmıştır. Bu durum ise imanı gollik olanlar için önemli bir kaygı ve aynı zamanda korku sebebidir. Belli bir yaşın üstündeki kişiler için aynalar artık dost değildir. Bütün estetik operasyonlar yıpranma ve deformasyona olan isyanın somut göstergesidir. Mesela saçları pamuk gibi olan birisinin bunları siyaha boyatması onu genç yapmaz! Saçları bu şekilde halletseniz bile cildiniz yine sizi ele verecektir. Netice olarak, âlemin maskarası olmuş bir şekilde ortalıkta dolaşmak içinize siniyorsa ne âlâ, sizi serbest bıraktık.
İnsanın genç görünme ve güzellik uğruna ortaya koyduğu performansı kendini geliştirmek için harcasaydı daha mesut bir hayatı olurdu. İnsanın bu zaafını bilen kişi ve kurumlar ise bunu bir sektöre dönüştürmek suretiyle servetlerine servet katmaktadırlar.
Bütün bu çerçevede İslâm ise bize sürekli orta yolu tavsiye etmiştir. Bir Müslüman hem bu dünya hem de ahiret için hazır olmak durumundadır. Bir defa bedeninin emanet olduğunu bilerek ona ihanet etmemesi elzemdir. Sünnete uygun yaşaması sağlıklı bir yaşlanmayı da beraberinde getireceği için ekstra bir şey yapmasına da gerek olmayacaktır. Ortaya çıkan bütün ruhsal ve bedensel hastalıkların kaynağı sünnete uygun olmayan yaşantımız olduğu bir gerçektir. Dolayısıyla aslında yaşamanın da sağlıklı yaşlanmanın da formülü inancımızda mevcuttur. Müslüman bilir ki ecel saati değişmez, dolayısıyla ömrünü sadaka ve hayırlı işlerle bereketlendirme derdindedir. Bu yüzden de yaşlılık onun için fani olan bu dünya hayatından ebedi olan ahiret hayatına hicret olmaktadır. Bu durum ise aynı zamanda düğün gecesi olacağı için problem değildir.
Sonuç olarak; insan yaş aldıkça değil, içine attıkça yaşlanır. Biyolojik yaşlanmanın yanı sıra psikolojik yaşlanmanın daha önemli olduğu ve onu yönetmenin ise yaşam kalitesi ile doğrudan bağlantılı olduğu unutulmamalıdır.
Ömür denilen süreyi değiştirme şansımız olmadığına göre bunun faydalı ve yararlı geçirmek en rasyonel davranış olacaktır.





















Yorum Yazın