"Ümmi" kelimesi, sözlükte okuma yazma bilmeyen kimse anlamına gelir. Ancak bu kavramı yalnızca cehaletle özdeşleştirmek, hem kelimenin anlam dünyasını hem de insanın bilgiye ulaşma yollarını eksik değerlendirmek olur. Çünkü okuma yazma bilmemek, her zaman bilgisizlik anlamına gelmez; kimi zaman bozulmamış bir fıtratın, samimiyetin ve ön yargılardan uzak bir bakışın da göstergesi olabilir.
İnsan yalnızca kitaplardan öğrenmez. Hayatın kendisi de en büyük mekteplerden biridir. Yaşanmışlıklar, tecrübeler, gözlem, muhakeme ve güçlü bir vicdan; kişiyi çoğu zaman diploma sahibi birçok insandan daha donanımlı hâle getirebilir. Allah'ın insana bahşettiği akıl, idrak, izan ve feraset doğru kullanıldığında, kişi resmî bir eğitim almamış olsa bile hikmet sahibi olabilir.
İslam tarihinde bunun en önemli örneği, Hz. Muhammed (sav)'dir. İlk vahiy geldiğinde okuma yazma bilmediğini ifade etmiş, buna karşılık vahiy "Rabbinin adıyla oku!" emriyle başlamıştır. Buradaki "oku" emri yalnızca yazılı metinleri okumayı değil; insanı, kâinatı, hayatı ve yaratılışın hikmetini anlamayı da içine alan çok daha geniş bir anlam taşır. Bu yönüyle ilim, sadece harfleri tanımaktan ibaret değildir.
Toplumda zaman zaman insanların "Hayat okulundan mezun oldum." sözünü kullandıklarına şahit oluruz. Bu ifade, resmî eğitim almamış olsalar bile hayatın zorlukları içinde kendilerini yetiştirdiklerini anlatır. Elbette bu, eğitimin ve akademik bilginin önemini küçümsemek anlamına gelmez. Ancak diploma sahibi olmak ile bilge olmak da aynı şey değildir. Bilgi, ahlakla, tevazuuyla ve hikmetle birleşmediğinde insanı olgunlaştırmaz.
Bugün ne yazık ki bilgi sahibi olduğu hâlde hikmetten uzak, unvanı olduğu hâlde insanlıktan nasibini alamamış kimselere rastlamak mümkündür. Buna karşılık, mütevazı hayatlar yaşayan, okuma yazma bilmeyen ama sözüyle, davranışıyla ve adaletiyle örnek olan nice insan da vardır. Asıl değer, insanın sahip olduğu diplomada değil; karakterinde, ahlakında ve hakikati arama gayretindedir.
Belki de asıl mesele ümmi olmak değil; kibirle cehaleti ilim zannetmektir. Bilmediğini bilmek, öğrenmeye açık olmak ve hakikatin peşinden tevazu ile yürümek, gerçek bilginin ilk adımıdır.
Allah bizleri, ilmini kibir vesilesi yapanlardan değil; bilgisini hikmet, ahlak ve insanlıkla taçlandıran kullarından eylesin.





















Yorum Yazın